Organ bağışında bulunmak isteyen vatandaşlarımız "Organ Bağış
Senedini" sitemizden indirip yazıcıda bastırmak suretiyle de temin
edebilirler. Senedin doldurulmasını takiben en yakın Devlet Hastanesi veya
İl Sağlık Müdürlüğü'ne iki şahit ile birlikte başvurulması gerekmektedir.
Senetteki "Kart ile İlgili Bilgiler" bölümü başvurulan kurum
yetkilileri tarafından doldurulacak ve başvuru sahibine organ bağış kartı
verilecektir.
18 yaşından büyük ve akli dengesi yerinde olan herkes organlarının tamamını
veya bir bölümünü bağışlayabilir.
Tedavisi sadece organ ve doku nakli ile mümkün
olan hastalıklar, tüm dünyanın olduğu gibi, ülkemizin de önemli sağlık
sorunlarından biridir. Organ ve doku nakli bekleyen hastaların sayısı her geçen
gün artmaktadır. Kalp ve karaciğer nakli bekleyen hastalar, uygun organ
bulunamadığı takdirde yaşamlarını kısa bir süre içinde kaybetmektedir. Bugün 30.562
kronik böbrek yetmezliği hastası diyaliz cihazlarına bağlı olarak 'bir gün
böbrek nakli olabilmek umuduyla' yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır. Nakil
bekleyen hastaların bazıları ise tedavi olabilmek umuduyla yurt dışında çareler
aramaktalar.
Organ Nakli Nedir ?
Tedavisi mümkün olmayan hastalıklar nedeniyle
görev yapamayacak derecede hasar gören organların yerine, canlı veya ölüden
alınan yeni, sağlam organın konularak hastanın tedavi edilmesine organ nakli
denilir.
Hangi Organ ve Dokuların
Nakli Yapılmaktadır?
Ülkemizde nakli yapılan organlar; böbrek,
karaciğer, kalp, akciğer, pankreas ve ince barsaktır, Nakli yapılan dokular
ise; kalp kapağı, kornea, kemik, kemik iliği, deridir.
Böbrekler sağ ve solda olmak üzere iki
tanedir. Dakikada 1 litre kanı süzerek vücudu zararlı maddelerden temizlerler.
Ancak bir çok sebepten böbrek dokusu zarar görerek işlevini yapamaz hale
gelebilir. Böbrek yetmezliğine bağlı ölümlerin %60'ını oluşturan kronik
iltihabi durumda böbrekler fonksiyonlarını kaybederler. Bu durumda böbrek nakli
gerekir.
Kalp kasını tutarak harap eden hastalıklarda
kalp görevini yapamamaktadır. Bu hastalar nakil olmaz ise çok kısa sürede
hayatlarını kaybetmektedir ve ancak kalp nakli ile yaşamaları mümkündür.
Karaciğer karın boşluğunun sağ tarafında yer
alır. Karaciğer hücrelerinin tahrip olduğu, siroz, kronik sarılık, karaciğer kanseri
gibi tıbbi tedavinin başarısız kaldığı hastalıklarda karaciğer nakli tek çözüm
olarak ortaya çıkmaktadır.
Organ Nakli Kimlerden
Yapılır?
Organ ve doku nakli, canlıdan ve kadavradan
olmak üzere iki şekilde gerçekleştirilebilmektedir.
Kadavra donör (verici): Trafik kazası, kurşunlanma,
beyin kanaması vb. nedenlerle yoğun bakımda tedavisi devam ederken, beyin
ölümü denilen geri dönüşümsüz beyin hasarı gelişmiş hastaların organları
bağışlandığı takdirde bunlar kadavra donör olarak tanımlanmaktadır.
Böbrek, karaciğer, pankreas, kalp, kalp kapakları, kornea
kadavradan nakillerde kullanılmaktadır.
Canlı donör: Organ nakli gereken hastanın
eşi veya yakın akrabaları doku, kan grubu vb. uyum mevcut ise organ
bağışında bulunabilmektedir. Bunlar canlı donör olarak
tanımlanmaktadır. Böbrek ve karaciğer canlıdan nakil
yapılabilen organlardır.
Beyin Ölümü Nedir?
Beyin ölümü, beyin fonksiyonlarının irreversibl (geri
dönüşümsüz) olarak kaybolmasıdır. Beyin ölümü gerçekleşen kişide solunum ve
dolaşım ancak yoğun bakım koşullarında ventilatör gibi destek makinelerine
bağlanarak sürdürülebilmektedir. Solunum ve kalp atımları yapay olarak
sürdürülebilirken, beyin fonksiyonları yapay olarak sürdürülemez. Bu nedenle
kişi beyni öldüğü zaman tıbben ölü kabul edilir. Yoğun bakım ünitelerinde
verilen tüm tıbbi desteğe rağmen ortalama 24-36 saat sonra beyin
dışındaki organlar da fonksiyonlarını kaybederler.
Beyin ölümü tanısı almış kişilerin hayata dönmesi mümkün değildir.
Beyin ölümünün gerçekleşmesinden sonra bu kişiler kadavra donör
olarak adlandırılır. Bu donörlerde en kısa süre içerisinde (organlar
fonksiyonlarını kaybetmeden önce) organların alınarak bekleyen hastalara
nakledilmesi gereklidir.
Beyin Ölümü İle Bitkisel
Hayat Arasındaki Fark Nedir?
Beyin ölümü ile bitkisel hayat kavramları birbirinden farklıdır.
En önemli fark, bitkisel hayattaki hastaların solunumlarının devam etmesidir.
Bu hastalar aylarca ya da yıllarca yaşamaya devam etmekte ve bazı durumlarda
iyileşerek normale dönebilmektedir.
Beyin ölümünü, çok basit bir benzetme ile vazodaki çiçeğe,
bitkisel hayatı ise saksıdaki çiçeğe benzetebiliriz. Vazodaki çiçek istesek de
istemesek de birkaç gün sonra solacak ve kuruyacaktır. Oysaki saksıdaki çiçek
suladığımız müddetçe solmayacaktır.
Dünyada ve Ülkemizde
Organ Naklinin Gelişimi
İnsanda canlıdan ilk böbrek nakli 1947 de Boston da
gerçekleştirilmiştir. İlk başarılı kalp nakli ise 1967 yılında Dr.
Christian Barnard tarafından gerçekleştirilmiştir.
Türkiye'de ilk kez 22 Kasım 1968 de Ankara Yüksek İhtisas
Hastanesinde Dr. Kemal BEYAZIT tarafından kalp nakli yapılmış ancak
hasta kaybedilmiştir. İlk başarılı organ nakli ise 3 Kasım 1975 yılında Dr.
Mehmet HABERAL ve ekibince Hacettepe Üniversitesi Hastanesi'nde bir anneden
oğluna yapılan canlıdan canlıya böbrek nakli olmuştur. Bunu 1978 yılında
aynı ekibin kadavradan yaptığı ilk böbrek nakli izlemiştir.
2004 yılı Ekim ayı itibarıyla Ülkemizde 12 Kalp Nakli
Merkezi, 17 Karaciğer Nakli Merkezi, 25 Böbrek Nakli Merkezi, 21
Kemik İliği Nakli Merkezi ve 11 Göz Bankası mevcuttur.
Ülkemizde yeterli donanıma sahip nakil merkezleri ve deneyimli
bilim adamları olduğu halde, organ bağışının yetersiz olması sebebiyle nakil
sayıları yetersiz kalmaktadır.
ÜLKE
Milyon Nüfusa Düşen Donör
İSPANYA
33,8
FRANSA
18,3
ALMANYA
12,3
İNGİLTERE
9,7
YUNANİSTAN
6,4
TÜRKİYE
1,6
Bazı ülkelerde 2003 yılında milyon nüfusa düşen
kadavra donör sayısı aşağıda görülmektedir:
Ülkemizde yıllara göre yapılan kadavradan nakillere
ve toplam nakillere ait veriler aşağıdaki tablolarda görülmektedir.
Tablo 1:
Yıllara Göre Kadavra Donör Sayılan ve Kadavradan Nakil Sayıları
Yıllar
Donör
Böbrek
Karaciğer
Kalp
Kalp Kapağı
2000
46
92
38
11
7
2001
89
162
65
27
25
2002
102
189
82
20
15
2003
105
177
86
23
24
Tablo 2:Yıllara Göre Yapılan Toplam Organ ve Doku
Nakilleri
Yıllar
Böbrek
canlı+kadavra
Karaciğer
canlı+kadavra
Kalp
Kalp Kapağı
Kornea
Kemik İliği
Pankreas
2000
368
59
11
7
913
293
-
2001
491
108
27
25
1267
374
-
2002
550
159
20
15
1538
443
-
2003
605
174
23
24
1807
498
9
Türkiye'de 2003 yıl sonu itibariyle organ nakli merkezlerinde
sıraya girip organ ve doku nakli bekleyen hasta sayıları aşağıda verilmiştir:
Organ-Doku
Bekleyen Hasta Sayısı
Böbrek
6060
Karaciğer
430
Kalp
146
Kalp Kapağı
9
Akciğer
4
Kalp-Akciğer
27
Pankreas
16
Kornea
4958
Kemik İliği
282
Organ Bağışı Nedir?
Kişi hayatta iken, serbest iradesi ile tıbben yaşamı sona erdikten
sonra doku ve organlarının başka hastaların tedavisi için kullanılmasına izin
vermesidir.
2238 sayılı yasaya göre on sekiz yaşından büyük ve akli dengesi
yerinde olan herkes organlarının tamamını veya bir bölümünü
bağışlayabilir.
Bağışlanan Organlar
Kimlere Nakledilir?
Organ alacak hastalar öncelikle kan grubu ve doku grubu uyumuna,
yaş, boy, kilo gibi kriterlere ayrıca tıbbi aciliyet durumuna göre belirlenir.
Cins, ırk, din, zengin-fakir ayırımı yapılmaz.
Organ Bağışının Dini
Yönden Sakıncası Var mı?
Organ bağışının dini yönden sakıncası yoktur. Büyük dinlerin çoğu
organ bağışını onaylamakta ve desteklemektedir.
Zaruret halinin bulunması,
yani hastanın hayatını veya hayati bir organını kurtarmak için bundan
başka çarenin olmadığının mesleki ehliyet edilmesi,
Hastalığın bu yolla tedavi
edileceğine ilişkin doktor kararının olması,
Doku ve organı alınacak
kişinin bu işlemin yapılmış olduğu sırada ölmüş olması,
Organ veya dokusu alınacak
kişinin sağlığında buna izin vermiş olması veya hayatta iken aksine bir
beyanı olmamak şartıyla yakınlarının rızasının sağlanması,
Alınacak organ veya doku
karşılığında hiçbir şekilde ücret alınmaması,
Tedavisi yapılacak hastanın
da kendisine yapılacak olan bu nakle razı olması gerektiği
belirtilmektedir.
Yine aynı kararda "organınızı vereceğiniz kişi yaptığı iyilik
ve fenalıklardan kendisi sorumludur" denilmektedir.
Kuran-ı Kerim'de de "kim bir insana hayat verirse
onun tüm insanlara hayat vermişçesine sevap kazanacağı" beyan
olunmaktadır (Maide suresi, ayet 32).
Organ nakli ile ilgilenen Vakıf,
Dernek vs. kuruluşlarda
organ bağışı işlemi yapılabilir.
Organ bağışında bulunabilmek için; organ bağışı kartını iki tanık
huzurunda doldurup imzalamak yeterlidir.
Organ bağışı yapanların, bu durumdan ailelerini de haberdar
etmeleri daha sonra çıkabilecek problemleri önlemek açısından yararlı
olacaktır.
Organ bağışında bulunan kişilerin organ bağış kartını daima
yanında taşıması organ bağışı işleminin karışıklık ve gecikme olmaksızın yerine
getirilmesini sağlayacaktır.
Kişi organ bağışından vazgeçtiği anda organ bağış kartını
taşımaktan vazgeçmeli ve bu kararını ailesine bildirmelidir.
Ancak, organ ve doku nakli hizmetlerinin yürütülmesine
dair yeni yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulmuştur. Bu amaçla,
Organ ve Doku Nakli
Hizmetleri Yönetmeliği hazırlanmış ve bu Yönetmelik 1 Haziran
2000 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Sağlık Bakanlığının koordinasyonunda ve
denetiminde "Ulusal Organ ve Doku Nakli Koordinasyon Sistemi"
kurulmuştur.
Ulusal Koordinasyon Sisteminin yürütülmesi
amacıyla Bakanlığımız Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü'ne bağlı olmak üzere; Ankara'da
Ulusal Organ ve Doku Nakli Koordinasyon Merkezi (UKM) ile, Ankara, İstanbul,
İzmir, Antalya, Adana ve Kayseri İllerinde Bölge
Koordinasyon Merkezleri kurulmuştur.
Ülke genelinde herhangi bir hastanede organ
bağışı gerçekleştiğinde hastanede görevli organ nakli koordinatörleri Ulusal Koordinasyon
Merkezine bildirmektedir. Bu merkez, donörün (verici) organ ve dokularının ülke
genelinde nakil beklemekte olan hastalardan aciliyet ve organ uyumu
kriterlerine göre en uygun hastanın bulunduğu Organ Nakli Merkezine
gönderilmesini sağlamaktadır.
T.C.
BAŞBAKANLIK
DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
Organ Nakli 03.03.1980
Hacettepe
Üniversitesi Tıp. Fakültesi Öğretim Üyelerinden Doç. Dr. Mehmet Haberal’ın
ölmüş kimselerden alınacak organ ve dokuların, tedavileri ancak bu yoldan
yapılabilecek hastalara nakli konusunda, Başkanlık Makamından havale olunan
dilekçesi Kurulumuzca incelendi.
Yapılan müzakere sonunda :
Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde, organ ve doku nakli
konusunda sarih bir hüküm bulunmamaktadır. İlk müçtehit ve fakihler de, kendi
devirlerinde böyle bir mesele söz konusu olmadığı için, bu ameliyyenin hükmünü
geniş şekilde açıklamamışlardır. Ancak dinimizde, Kitap ve Sünnet’in
delaletlerinden çıkarılmış umumî hükümler ve kaideler de vardır. Kitap ve
Sünnet'te açık hükmü bulunmayan ve her devirde karşılaşılan yeni yeni meselelerin
hükümleri, İslâm fakihleri tarafından bu umumî kaideler ile hükmü bilinen
benzer meselelere kıyas edilerek çıkarılmış, hiçbir mesele cevapsız
bırakılmamıştır. Organ ve doku nakli konusunda hükmünü tayinde de aynı yola baş
vurulması uygun olacaktır.
Bilindiği üzere, insan mükerrem bir varlıktır. Mahlukatı içinde
Allah onu mümtaz kılmıştır. Bu itibarla normal durumlarda ölü ve diri
kimselerden alınan parça ve organlardan faydalanılması, insanın hürmet ve
kerametine aykırı görüldüğünden, İslam fakihlerince caiz görülmemiştir. Ancak,
zaruret durumunda, zaruretin mahiyet ve miktarına göre bu hüküm değişmektedir.
Nitekim dinimiz, bir kısım fiil ve davranışları yasak kılmış,
Kitap ve Sünnet bunları tespit etmiştir. Sözgelimi murdar hayvan (meyte), kan,
domuz eti, şarap... vb. şeylerin yenilip içilmesi, alınıp satılması, ilaç
olarak kullanılması haram kılınmıştır. Ancak zaruret halinde bunlardan zaruret
miktarında (ölmeyecek kadar) yenilip içilmesinin (el-Bakara, 173; el-Maide, 3;
el-En’am, 119) meşru olduğu beyan buyrulmuştur.
Söz konusu ayet-i celilelerden, İslâm fakihleri, zaruretlerin bir
ölçüde dinen yasaklanmış şeyleri mübah kıldığı ve zaruret halinde sadece ayet-i
kerimelerde beyan edilen yasakların değil, zaruret halinin giderilmesi için
yapılması zorunlu ve başka bir çare olmayan bütün yasakların zaruret miktarınca
işlenmesinin caiz ve mübah olduğu sonucuna varmışlardır.
O halde, ölmüş kimselerden tedavi maksadıyla organ ve doku alma ve
bunları hasta veya yaralı kimselere nakletme konusunda bir hükme ulaşabilmek
için;
Zarurete binaen, cesedin kesilmesi, organ ve dokularından bir
kısmının alınmasının caiz olup olmadığı,
Hastalığın tedavisinin zaruret sayılıp sayılmayacağı (Haram ile
tedavinin hükmü)
Organ ve doku nakli caiz ise hangi şartlarla caiz olduğunun
bilinmesi gerekmektedir.
İslam fakihleri, karnında canlı halde bulunan çocuğun kurtarılması
için ölü annenin karnının yarılmasına,
Başka yoldan tedavileri mümkün olmayan kimselerin kırılmış
kemiklerinin yerine, başka kemiklerin nakline,
Bilinmeyen hastalıkların öğrenilmesi ve hayatta bulunmaları
sebebiyle ölülere nisbetle daha çok şayan-ı ihtiram olan hastaların
tedavilerinin sağlanabilmesi için, yakınlarının rızası alınmak suretiyle,
ölüler üzerinde otopsi yapılmasının caiz olacağına,
Fetva vermişler, canlı bir kimseyi kurtarmak için, ölünün bir
parçasını itlaf etmeyi caiz görmüşlerdir. Nitekim, Müşavere ve Dini Eserleri
İnceleme Kurulu’nun 16.4.1952 tarih ve 211 sayılı kararında, özetle;
“...âmmenin menfaat ve maslahatı göz önünde tutularak, bilinmeyen
bir hastalığın bilinir hale gelmesi, hastalığın bilinmemesinden doğacak âmme
zararının önlenmesi, hayatta bulunmaları sebebiyle daha şayan-ı ihtiram olan
hastaların tedavilerinin sağlanması gibi maslahat ve şer’î hikmetlerin husule
gelmesini temin için, yakınlarının rızası alınarak, ölüler üzerinde otopsi
yapmanın caiz olacağı ve bu gibi sebepler dolayısıyle ölüye gösterilmesi
gereken hürmet ve tekrimin zevaline katlanmanın, İslamî hükümlerin bir gereği
olduğu...” ifade olunmuştur.
İslam fakihleri, açlık ve susuzluk gibi, hastalığı da haramı mübah
kılan bir zaruret saymışlar, başka yoldan tedavileri mümkün olmayan hastaların
haram ilaç ve maddelerle tedavilerini caiz görmüşlerdir. Günümüzde kan, doku ve
organ nakli ve tedavi yolları arasına girmiş bulunmaktadır. O halde, hayatı
veya hayatî bir uzvu kurtarmak için başka çare olmadığında, kan, doku ve organ
nakli yolu ile de bazı şartlara uyularak, tedavinin caiz olması gerekir. Nitekim,
Müşavere ve Dinî Eserleri İnceleme Kurulunun 25.10.1960 tarih ve 492 sayılı
kararında, “tedavileri için kan nakline zaruret bulunan hasta ve yaralılara
başka kimselerden kan naklinin; başka kimselerden alınacak parçaların
takılmasıyla görmeleri mümkün olduğu takdirde; hayatında buna izin vermiş olan
kimselerin, ölümlerinden sonra gözlerinden alınacak parçaların bu durumdaki
kimselere takılmalarının caiz olacağı...” beyan edilmiştir.
Din İşleri Yüksek Kurulu’nun 19.01.1968 gün ve 3 sayılı gerekçeli
kararında ise “yalnız hayatı kurtarmak için değil, bir organı tedavi etmek,
hastalığın tedavisini çabuklaştırmak için de kan naklinin caiz olduğu, tıbbi ve
hukuki kaidelere riayet edilmek şartıyla kalp naklinin de caiz olacağı...”
ifade olunmuştur.
Yurdumuz dışında, çeşitli İslâm Ülkelerinin yetkili kişilerince de
aynı yolda fetvalar verildiği bilinmektedir.
Kurulumuzca da aşağıdaki şartlara uyularak yapılacak organ ve doku
naklinin caiz olacağı sonucuna varılmıştır.
Zaruret halinin bulunması, yani hastanın hayatını veya hayatî bir
uzvunu kurtarmak için, bundan başka çaresi olmadığının, meslekî ehliyet ve
dürüstlüğüne güvenilen bir tabip tarafından tespit edilmesi,
Hastalığın bu yoldan tedavi edilebileceğine tabibin zann-ı
galibinin bulunması,
Organ veya dokusu alınan kişinin, bu işlemin yapıldığı esnada
ölmüş olması,
Toplumun huzur ve düzeninin bozulmaması bakımından organ veya
dokusu alınacak kişinin sağlığında (ölmeden önce) buna izin vermiş olması veya
hayatta iken aksine bir beyanı olmamak şartıyla, yakınlarının rızasının
sağlanması,
Alınacak organ veya doku karşılığında hiçbir şekilde ücret
alınmaması,
Tedavisi yapılacak hastanın da kendisine yapılacak bu nakle razı
olması gerekir.